RSS Feed     Twitter     Facebook

Treni Kaçırmak mı Hayatı Iskalamak mı?…

Font size:

Evlilik yaşı kadın psikolojisi üzerinde çok büyük önem taşıyor. Çok erken yaşlarda yapılan evlilikler kadar, ileriki yaşlarda yapılan evlilikler de oldukça büyük riskler taşıyor. Söz konusu evlilik olunca doğum önceliğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor,Evlilik…

Evlilik yaşının ilişkinin sağlıklı yürümesi açısından önemli olduğunu söyleyen Psikolog Sinem Demir; henüz kişiliğin oturmadığı 17-18 gibi ergenlik yaşlarında yapılan evliliğin, bir süre sonra ‘hayatı kaçırdım’ duygusunu yarattığı gibi, 30′lardan 40′lı yaşlara doğru ise; genç yetişkinlik yıllarında keyif verebilen yalnızlığın, yetişkinlikten yaşlılığa doğru ‘treni kaçırma’ hüznüne yol açtığını vurguluyor… Medical Park Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir; modern toplumla birlikte değişen evlilik anlayışını ve ilerleyen evlilik yaşını değerlendirdi:

Erken Evlilik

Erken yaşta yapılan evlilikler hem kadın hem erkekler için riskli sayılabilir. Eğer taraflardan biri 17-18 gibi ergenlik yıllarında ve diğeri yetişkin yaşlarda ise, ilk cinsel birleşmeler bir ‘cinsel saldırı’ gibi algılanabilir. Kişi, bu algısını, daha ileriki yaşlarda fark edebilir. Henüz ruhsal olgunlaşmanın olmaması ve fiziksel gelişimin bile devam etmesi; erken yaşta evlilikleri, kişilerin ruhsal/fiziksel sağlıklı olma hakları açısından bile riskli yapar. ‘Kendine uygun bir iş ve kişisel gelişim için eğitim almak’, ergenlik yıllarına denk geldiği için, eğer evlilik bu hakkı da kişilerin elinden alıyorsa, bu da bir engelleme ve haksızlık olarak kabul edilebilir. Erken yaşlarda evliliğe yol açan sebeplerden biri, kendi yaşadığı aileden ‘kaçma/kurtulma’ isteği de olabileceği gibi bir diğer risk ise, tarafların ‘büyüdükçe’ farklı yönlere gitme, farklı düzeyde gelişme olasılıklarıdır. Hayata bakış açıları, kişisel gelişim istekleri arasında uçurum oluşma olasılığı vardır.

Olumlu yanları

Çok erken yaşta değil de, nispeten erken yaşlarda (23 civarı) yapılan evlilikler, duygusal paylaşımın erken yıllardan başlaması ve sosyal destek sisteminin aktif olması açısından olumlu kabul edilebilir. Evlilik, sağlıklı bir şekilde olduğu zaman ruhsal ve fiziksel sağlığı olumlu etkilemektedir. Kimi zaman erken yaş evlilikler, bir tür yekvücut olmaya dönüşür; bu kişiler birbirlerinin en iyi arkadaşı da olurlar.

Geç Evlilik

30′lardan 40′lı yaşlara doğru ise ‘ben buyum’ algısı gittikçe kemikleşebiliyor. Bu da, yeni bir insana hayatında yer açmak konusundaki seçiciliği artırabiliyor. Bu yaşlarda, kişilerin neleri istedikleri ve neleri istemedikleri netleşmeye başlar, kişisel sınırlar keskinleşir. Bir birlikteliğe başlama konusundaki seçicilik, bu sebeplerden ötürü artar. Yalnız yaşamın keyifli yönlerine, bir başkası için maddi/duygusal sorumluluk almamanın rahatlığına alışılmışsa, ileriki yaşlarda başlayan bir ilişki, sıkıntı yaratabilir. ‘Bu şekilde olacaksa hiç olmasın, benim keyfim zaten yerindeydi’ gibi bir cümle ile özetlenebilecek yaklaşım, kişinin ‘yeni adayları eleme olasılığını artırabilir. Genç yetişkinlik yıllarında keyif de verebilecek yalnızlık, yetişkinlikten yaşlılığa doğru giden yıllarda ‘treni kaçırma’ hüznüne dönüşebilir, yalnızlık duygusu ile birlikte gelen ruhsal sıkıntılar tetiklenebilir. İdeal yaŞ nedİr? 2000′li yıllarda, kimlik duygusunun olgunlaşması, yani ‘ben kimim’ sorusuna verilecek cevapların sağlamlaşması, ortalama 27- 28 yaşlarında denk geliyor. Dünyanın pek çok ülkesinde de, ülkemizde de yaş ortalaması bu civarda. Bu yaşlarda duygusal olgunlaşmanın doygunluk düzeyine geldiği öne sürülebilir. Maddi sorumlulukların alınıp alınmayacağı da, artık bu yaşlarda belli olur.

Evlilik yaşı neden yükseldi?

Bazı kültürlerde 18 yaş ‘hala çocuk’ olarak kabul edilirken, bazı kültürlerde fiziksel olarak ‘yetişkin’ görünüme ulaşmak, evlilik için uygun olmak olarak kabul edilir. Medyanın ‘herkese ulaşması’ ve sosyal değişim projelerinin de etkisiyle, kültürler arası uçurumlar azalmaktadır. Kırsal kesimde ve kentte, aynı yaş ortalamaları olmasa da, evlilik yaşı yükselmektedir. Zorunlu eğitimin uzaması, kızların devlet tarafından kollanması konusundaki bilincin artması kızların evlilik yaşını; bir iş bulma, ev kurma konusunda ‘babadan kalma’ desteğin ötesinde kendisi çabalamak zorunda kalmak da erkeğin evlilik yaşını uzatabilmektedir. Kişilerin sorumluluk almaktan kaçınması, ‘ben daha büyümedim ki’ algıları ile ilgili olabilir.

Geç kaldım’ hissi, depresyona yol açabilir 

Kadınlarda ‘doğum yapma’ konusunda geç kalma hissi, 27- 28 yaşlarında bekar olan kadınları özellikle kaygılandırabilir, hatta depresyona yol açabilir. Bu konuyu kaygı ile ele almanın yarattığı psikolojik gerginlik ve depresif durumlar, psikoterapi desteği ile aşılabilir. Bu gözlem, 28 yaşlarındaki yalnız kadınların ‘ruhsal bozukluğu’ olduğu ve tedavi alması gerektiği gibi bir sonuca götürmez. Değişen dünya düzeni, insan psikolojisini farklı şekillerde etkileyebilmektedir ve psikolojik destek, bu sosyolojik değişimde ‘yardımcı unsur’ olabilmektedir.

GÜNEŞ

Share with: Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Wordpress Googlebuzz Myspace Gmail Newsvine Favorites More
You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

makyaj