Go Back   Makyaj Sırları Forumları > EĞLENCE - SEN HALA DUYMADIN MI? KÖŞESİ > Sinema & Vizyondakiler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Alt 14.10.09
Djpink - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 1.473
Thanks: 32
Thanked 18 Times in 17 Posts
Standart Çağan Irmak’ın Yeni Kabuslar Evi: Karanlıktakiler

Çağan Irmak’ı özel kılan, aynı türde film çekse de izleneceğini bilmesine rağmen, her seferinde farklı şeyler denemesi. Filmografisine baktığımız zaman, filmlerinin birbirinden oldukça farklı tarzlarda olduğunu görüyoruz. Farklı işler yapmaktan çekinmemesi, kendisinde bu cesareti bulabilmesi popüler sinema adına oldukça değerli.




Her biri birbirinden farklı tarzlarda olsa da, filmleri arasında bir devamlılık da söz konusu. Örneğin bütün filmlerinde anne ya da babası ile sorun yaşayan bir erkeğin hikayesi anlatılıyor. Aile ilişkileri filmlerindeki karakterin gelişiminde önemli bir yerde duruyor. Ve genelde ailesi ile arasında gerginlik yaşayan karakterlerin, sosyal ilişkileri de sorunlu.


Daha ıssız bir adam


“Karanlıktakiler” filmi de Çağan Irmak sinemasının bu özelliklerini taşıyor. Film kentsoylu Gülseren (Meral Çetinkaya) ile oğlu Egemen (Erdem Akakçe) arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Gülseren, kendisini eve kapatan, dışarıdaki hayattan korkan, sanrılar ve korkular içinde yaşayan, oğlu Egemen’e aşırı biçimde bağımlı biri. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamıyor, hayatı deliliğin gölgesinde, geçmişin izinde yaşıyor. Egemen annesi ile içinde yaşamak zorunda olduğu evi bir cehennem olarak görüyor. Sürekli onunla yaşadığı, ona bakmak zorunda olduğu için kendisi de sosyal olarak özürlü kalan Egemen için hayata tutunabildiği tek yer çalıştığı reklam ajansı. Sık sık evden kaçarak kendini buraya atıyor.


Üstelik Egemen için yaşadığı cehennemi unutturan salt çalıştığı yer değildir, patronu Umay’a (Derya Alabora) duyduğu yoğun hisler de, hayatı bir nebze çekilir kılmaktadır Egemen için.


Egemen’in deyimiyle “dışarıdakiler tükürüp atmıştır” eve Gülseren ile Egemen’i. Gülseren’in oğlu ile geçirdiği vakit, Egemen’in Umay’a duyduğu aşk dışında karanlıktan ibarettir hayat onlar için.


Kent hayatı, renkli ışıkların altında akıp giden görüntüler dışında, herkes için biraz karanlıktır aslında. Gece bekçisi Ramiz (Rıza Akın) için kurtuluş anı kafasını saran dumanlar, sekreter Banu (Pınar Töre) için mesainin bittiği andır. Herkes kendi cehennemini, kendi karanlığını yaşamaktadır. Patron Umay’a bile “bazen çekip gidesim geliyor buralardan” dedirtir hayat. Kalabalık içinde yalnız kalmaktır kent, yalnız kaldıkça çoğalmak, artmak, çoğaldıkça yalnız kalmaktır. Umut var mıdır, çıkış yolu dumanda mıdır, çekip gitmek midir kurtuluş ya da çekip gidilebilir mi bu cehennemden.


“Issız Adam” filmini de, filmin hikayesini de oldukça sığ ve yüzeysel bulmuştum. Kent insanının yabancılaşmasını anlatma derdindeki bu filmden ziyade, “Issız Adam” ismine daha yakışır bir hikaye Egemen’in ki. En azından ıssızlığı daha bir anlaşılır, karakter oluşumu daha özenli. Üstelik Erdem Akakçe’nin sade ve gerçekçi oyunuyla da, daha inandırıcı. Filmin tek göze batan yanı Gülseren karakteri, Meral Çetinkaya’nın abartılı yorumuyla biraz zorlama duruyor hikayede. Ama Çağan Irmak filmlerinin genelindeki abartılı oyunculuk göz önüne alınacak olunursa, Gülseren daha bir sade bile kalabiliyor.


Seyirci beklediğini bulamayacak


Hikaye açısından “Issız Adam”la devamlılık taşısa da, yeni bir “Issız Adam” bekleyenleri tatmin etmeyecektir “Karanlıktakiler”. Çünkü bu filmin, ve Çağan Irmak filmlerinin tamamının aksine, “Karanlıktakiler” oldukça sade bir hikayeye ve anlatıma sahip. İzleyiciyi tavlayacak sahnelerden, oyunlardan oldukça uzak. Ses ve görüntü kullanımı ile, hikayeye gerilim havası da katan Çağan Irmak, bu sayede çok özel bir atmosfer yaratıyor filmde. Bu gerilim unsuru hikaye gelişimini olumlu yönde besliyor. Tarz olarak, Çağan Irmak’ın korku dizisi olarak çektiği “Kabuslar Evi” serisinin atmosferine oldukça yakın.


Sonuç itibariyle, Çağan Irmak filmografisi içerisinde kanımca en iyi filmi “Karanlıktakiler”. Ancak bu filmin “Issız Adam” kadar izleyici toplayacağını düşünmüyorum. Çünkü “Babam ve Oğlum” ve “Issız Adam” filmleri seyirci açısından, Çağan Irmak sineması için farklı bir beklenti yarattı. “Karanlıktakiler” sayılan filmler gibi dramatik yönü ağır basan bir film değil, karakter ağırlıklı sade bir anlatıma sahip.


Kimler izlemeli?
- Çağan Irmak’ın en olgun filmini izlemek isteyenler.
- Filmden salya sümük ayrılmayı beklemeyenler


Kimler izlememeli?
- Yeni bir “Issız Adam” ya da “Babam ve Oğlum” bekleyenler
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
Çağan, evi, irmak’ın, kabuslar, karanlıktakiler, yeni

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +1 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:13.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.