Evlilik, Boşanma ve Çocuk
Evlilik, bir ailenin oluşturulması ve bireylerin sağlıklı büyütülüp yetiştirilmesi için başvurulan temel toplumsal kurumlaşmasının adıdır. Bu bağlamda toplum hayatını etkileyen ve tarihsel olarak toplumun yeti ve verilerinin bütününü sosyolojik değerler için güçlü analizleri gerektiren yapısal sorunların anlaşılması için evliliğin yapısal sorunları ile toplumun yapısal sorunlarının iç içe geçişinde teorik yaklaşım tarzının zaafa uğratılmaması gerektiğine inanıyorum. Buradaki temel teorik bakış ruhsal alanda psikolojiyi, toplumsal alanda sosyolojiyi ve etik / idealist manada felsefi bir bakış açısının gerekli olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu geniş perspektifle yazılacak ve açıklanacak konu başlığı konunun sınırlarını zorlayacağından boşanma olgusunun nasıl ve niçin bir ihtiyaç /zorunluluk olarak anlaşıldığıdır.
Boşanmanın eşiğine gelmiş karı-koca anlaşmazlıkları bir aile tedavisinden yararlanarak boşanmanın daha az zarar vermesini sağlamak mümkündür. Böyle hallerde eşlerin ortak sorunu, birbirleri ile evlilik bağını sürdürmelerinin anlamsız olduğunu, her ikisinin de görmesine karşın, kendi takıntı ve nevrozları yüzünden birbirleri ile iç içe geçmiş olup, bir yerde hastalık nedeni ile ayrılmaya cesaret edememeleridir. Her birinin Ben’inin de bir hastalık olgusu ile diğerinin çelişkili yaşamı bağlamında bir kenetlenme ve ortak yaşam içinde yardım görmediklerinde, birbirlerinden kopup kurtulma yerine birbirlerini karşılıklı olarak yıpratıp karşılıklı savaş ve şantajlara başvururlar. Eğer bir kimse, kendi iç çatışmasından doğan baskıyı belli bir aile nevrotik –nevroz tipi sahneleyip harekete geçtiğinde nevrozunu giderebiliyorsa, karşılığında bir şeyler almadan herhangi bir nevroz- takıntı ve korku –kaygısal olgulardan kendini kurtaramaz. Örneğin kaygısal anlamda bir anne anksiyete nevrozlu olduğunu kabul edelim: Anne eğer kendi gizli korkularından kurtulabilmesi için, daha iyi bir yol gösterilmedikçe, çocuğa nefes aldırmadığı gibi onu bir araç olarak kullanmayı gerekli görecektir. Bu türden bir davranışın izahı bilinçaltına itilen çözümsüzlüklerin yarattığı takıntılı ve üstü örtülü konuların dokunulmasının kişi için bir tehdit olarak algılanmasına neden olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.
Kişiliğinin derinliklerinde yatan kendinden nefret daygularından ancak günah keçisi taktiği ile korunmaya alışmış sosyopat bir baba ile psikopat bir anne kendilerine atfedilen günah keçisi olmak üzere hazırlanmış aile üyelerinin, kendilerine yapay olarak empoze edilmiş bulunan suçluluk duygularından sıyrılmalarına onay vermez.
Böyle bir şey ancak onun sürekli tehlikede olan kendi iç dengesini başka bir türde sabit tutabilecek hale getirilmesi ile mümkün olur.
Aile ve evlilik soruları içinden çıkılmaz bir hal aldıysa, bir arada bulunmak, ayrılmaktan daha kötü sonuçlar doğuracaksa, boşanmak doğal bir sonuç olarak daha uygundur.
Bir atasözü ile konuya farklı bir açılım sağlayalım: “Üzüm üzüme baka baka kararır” ifadesinde patolojik belirtiler gösteren aile bireyi, bu patolojisini bir nevi hastalığını ailenin diğer üyelerine aksettirebilir. Burada söz konusu olan bir bedensel hastalığın bulaşıcılığı değil, tamamen bir ailenin patolojik yapısının bir başka bireye temsilen nasıl empoze- telkin ettirildiğidir.
Bir patolojik durumun etki derecesi içinde atasözün manidar bir açılımı bireyler arası iletişimde etki ve tepki mekanizmasının işlevselliği bireylerin ne ölçüde sağlam akıl ve sağlıklı ruha sahip oldukları ile doğru orantılıdır.
Sağlam kişiliğin oluşumunda en önemli unsurlardan biri kendine güven duygusudur. Birey kendine güven duyacak şekilde yetiştirilirse kişinin sevgi duygusu sağlam bir zeminde demektir. Kendine güveni sağlayan en önemli temel neden ve duygu sevgidir. Bir diğer sağlam kişilik oluşumunda ise yeterlilik duygusu ile atılım becerisidir. Bu temel faktörlerin sağlam olabilmesi için aile sorunlarının çocuklara yansıtılmaması ve aile yada evli çiftlerin /ailelerinin az sorunlu olması gerekir.
Boşanmaya neden olan temel faktörlerin içinde ekonomik sıkıntılar ve bazı çatışmalar gösterilse de bunları neden olarak değil, boşanma düşüncelerini hızlandıran veya tetikleyen öğeler olarak görmemiz daha doğru olacaktır. Nasıl ki köyden kente göçen ailelerinin bir kentten bekledikleri ile kente getirdikleri kültürleri ile çelişip davranışlarından izlenen soysal fobinin yarattığı korkulara neden olarak kent yaşam tarzını bir günah keçisi olarak kendi problemleri için suçluyorlarsa, kentin burada suçlu olmadığını görmek önemli olacaktır.
Dayak ve şiddetin evlilik hayatı için kaçınılmaz hastalık ve patolojik belirtilerin ortaya çıkmasına neden olması boşanma sürecini hızla etkilediği gibi evli çiftler arasında oluşan travmatik haller ve saygısız ilişkiler bir evlilik için sonun başlangıcıdır. Patolojik hal ve durumlar evli çiftlerden birini dışarıya olan eğilimlerini kuvvetlendirdiği gibi, mutluluk sürekli dışarıda aranır hale gelecektir. Evlilikte güven olmalıdır, evet olmalıdır, ama ruhsal ve aşırı bağımlılık duyguları bireyleri birbirinden uzaklaştırdığı gibi o çok söylenen karşılıklı “güven “ duygusu patolojik koşulların egemenliğinden sağlamak mümkün değildir. Bu açıdan sorun boşanma veya değil bireylerin mutlaka aralarındaki içsel ve ruhsal çatışmaları önlemek için uzmanlara danışmaları kaçınılmaz görünmektedir; zira meseleler vaktiyle çözüme kavuşturulmazsa, tedavinin daha uzun süreçleri gerektirmesi kaçınılmazdır.
Eğer eşlerden biri ille de boşanmak istiyorsa ilk aşama olarak boşanmanın çocuğa nasıl anlatılacağı konusunda eşler kendi aralarında konuşmalıdırlar. Anne ve Baba çocuklarına boşanma nedir, evlilik nedir anlatmalıdır. Hiç boşanmaktan bahsetmeksizin ‘insanlar evlenirler ve düğünlerinde merasimleri yapılır’. Sonra çocuğa ‘insanlar evlenirler – ancak bazı nedenlerden insanlar birbirleri ile anlaşamazlar tıpkı senin okulda ve sınıfında bazı arkadaşlarınla anlaşamaman gibi. Şimdi ‘bu anlaşmazlıkların nedeni sen kesinlikle değilsin’- demek, çocuğun kendisini suçlamasının önüne geçmesini sağlayacağından, anne –baba ve çocuk ilişkileri daha az zarar görecektir ve çocuk kendini güven içinde hissedecektir. Sonuçta anne –baba çocuk için hep anne-baba olarak kalacaktır. Bu gerçeğin çocuğa aktarılması bir başka gerçeği de beraberinde getirecektir : O da şu: ‘Annem –Babam birer sevgili olarak ayrılıp boşanıyorlar- ama onlar benim için hep birlikte bir anne baba olarak var olacaklar.
Boşanma kararının sağlıklı yürütülebilmesi için eşlerin bu süreçte birbirlerine bu konuda güvenle yaklaşmaları en azında çocuklarının sağlığı için çok önemlidir. Ama bu birçok neden den dolayı sağlanamıyorsa uzmanlara başvurarak boşanmanın ruhsal dinamiklerine göre terapi seanslarından yararlanmalıdırlar. Eğitim de ve mesleki konularda anne ve babalar işbirliği içinde olmaları çocuk sağlıği için çok önemlidir.
Psikolog - Şükrü Alkan
|